O köpeğin adı Venüs.
Venüs’ün sahibi Elif Özkan, yaşadığı acıyı anlatırken şu sözleri kullanıyor:
“Ben köpeğimi sokaktan sahiplendim. Herkes tarafından sevilen, kimseye zararı olmayan bir köpekti. Pitbull değil, melez bir köpekti. Tasması ve çipi vardı. Benim köpeğime nasıl iğne atabilirler? Venüs öldü ama başka Venüsler ölmesin. Bunun için Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikâyette bulunacağım.”
Bu sözler sadece bir hayvan sahibinin feryadı değil, aynı zamanda bir vicdan çağrısıdır.
Şimdi sorulması gereken çok basit ama çok ağır sorular var:
İlkadım Belediyesi sokak hayvanlarını neye göre topluyor?
Hangi kriterlere göre bir hayvan “tehlikeli”, “saldırgan” ya da “alınması gereken hayvan” olarak sınıflandırılıyor?
Ortada bir yönetmelik mi var, yoksa tamamen keyfi bir uygulama mı?
Çünkü ortada tasmalı ve çipli bir köpek var. Yani sahipsiz değil. Kimliği belli. Sahibi belli.
Peki o halde bir belediye çalışanı hangi yetkiyle bu hayvana uyuşturucu iğne atabiliyor?
Bu iğne neden atıldı?
Veteriner raporu var mı?
Saldırganlık kaydı var mı?
Şikâyet var mı?
Yoksa sokakta görülen her köpek “alınacak hedef” mi oldu?
Bir başka soru daha…
Sokak hayvanlarıyla ilgili bu kadar hassas bir birimin başında kim var?
İddialara göre İlkadım Belediyesi Veteriner Birimi’nin başında Kavak Belediyesi Eski Basın Danışmanı Mustafa Kemal Demiroğlu bulunuyor.
Şimdi soralım…
Basın danışmanlığı yapan bir ismin, sokak hayvanlarının kaderini belirleyen bir birimin başında bulunması ne kadar doğru?
Veterinerlik ayrı bir uzmanlık alanıdır. Hayvan davranışı, rehabilitasyon, barınak yönetimi, hayvan hakları hukuku… Bunlar ciddi bilgi ve tecrübe isteyen konular.
Eğer bu işi gerçekten bilmiyorsanız, o koltukta oturmanın bir anlamı yoktur.
Çünkü mesele bir makam değil, can meselesidir.
Sokaktaki hayvanlar sizin yönetim becerinizi test edeceğiniz deney alanı değildir. Onlar nefes alan canlılar.
Bugün Venüs öldü.
Ama mesele sadece bir köpeğin ölmesi değil. Mesele şu:
Yarın başka Venüsler de ölecek mi?
Türkiye’de hayvan hakları yasaları açık. Belediyelerin görevi hayvanları öldürmek değil; rehabilite etmek, kısırlaştırmak, tedavi etmek ve yaşatmak.
Ancak son dönemde bazı belediyelerde görülen uygulamalar, sanki sokak hayvanları bir “sorun” değil de “yok edilmesi gereken bir yük” gibi ele alınıyor izlenimi veriyor.
Bu yaklaşım kabul edilemez.
Bir belediyenin gücü sokaktaki güçsüz canlılara gösterdiği merhametle ölçülür.
Ben habertrk.com Genel Yayın Yönetmeni olarak ve aynı zamanda bir hayvansever olarak açıkça soruyorum:
Bu köpeğe uyuşturucu iğne atılması talimatını kim verdi?
Bu uygulamanın sorumlusu kim?
Bu olayla ilgili idari soruşturma başlatıldı mı?
Eğer bu soruların cevabı yoksa, ortada çok daha büyük bir sorun var demektir.
Unutmayın…
Sokaktaki bir köpeğin canı, bir makamdan daha değersiz değildir.
Venüs artık yok.
Ama Venüs’ün hikâyesi burada bitmemeli.
Çünkü bir şehirde bir hayvanın canı bu kadar kolay alınabiliyorsa, o şehirde vicdanın sesi biraz daha yükselmek zorundadır.
Ve bugün sorulması gereken tek soru şudur:
Venüs’ün vebalini kim taşıyacak?
Aykut Soydemir-Genel Yayın Yönetmeni




Benzer Haberler
Ramazan'ın Bereketini Paylaşan Şehir: Samsun
Sokaktaki Canların Hesabını Kim Verecek? Venüs’ün Vebali Kimin Üzerinde?
Makam Değil, Sorumluluk Taşınır: İlkadım’da Değişimin Mesajı
İran–İsrail Savaşı: Akıl, Barış ve Vicdanın Çiğnendiği An
Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Önünde Bir İftar Sofrası Kurulsa…
BALONYA’DA PARLAK AÇILIŞ, KARANLIK TABLO
“ASFED Samsun’da Ne İş Yapar?” Diyenlere Bir Cevabım Var
Davut Numanoğlu Dosyası: Siyasette Savrulma, Sporda Ceza ve Güven Erozyonu