Telefon
WhatsApp
Samsun’un Geleceğini Tasarlayan Mimar: Elif Çepni ile Özel Röportaj

“Mimarlık, hayatı düzenleme sanatıdır”

Mimarlığı seçmesindeki en büyük etkenin karakteri olduğunu belirten Çepni, detaylara takılan bir zihne sahip olduğunu ve bu özelliğinin onu tasarıma yönlendirdiğini ifade ediyor. Ona göre mimarlık yalnızca yapı üretmek değil:

Kaosu düzenlemek
Alanları organize etmek
İnsanlar ve mekanlar arasında ilişki kurmak
Sistem yaratmak

“Tasarımda en güçlü imza, duygu ve aklın birleşimiyle atılır” diyen Çepni, ister yeni bir yapı tasarlansın ister mevcut bir yapı dönüştürülsün, her sürecin temelinde üretmek ve ilişki kurmak olduğunu söylüyor. Mimarlığı, “hayatlara dokunmanın ve iz bırakmanın en etkili yolu” olarak tanımlıyor.

Sürdürülebilir mimarlık: Sadece doğa değil, insan da önemli

Sürdürülebilir mimarlığın günümüzde konuşulmasına rağmen uygulamada yeterince karşılık bulamadığını belirten Çepni, bu kavramın yalnızca doğayı değil insan konforunu da kapsadığını vurguluyor.

Özellikle Karadeniz Bölgesi için dikkat çeken bir noktaya değinen Çepni:

Ahşap ve taşın en sürdürülebilir malzemeler olduğunu
Ancak Samsun’da bu kimliğin yapılara yansımadığını
Yeni yapıların büyük ölçüde birbirinin kopyası olduğunu

ifade ediyor. Ona göre “uzun ömürlü tasarım, en sürdürülebilir mimarlıktır.”

Samsun’un kentleşmesi: Güçlü potansiyel, zayıf kimlik

Samsun’un kentleşmesini tarihsel ve ekonomik süreçlerle birlikte değerlendiren Çepni, şehrin temelinin liman ve ticarete dayandığını belirtiyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışıyla birlikte kentin güçlü bir kimlik kazandığını da hatırlatıyor.

Kentleşmeyi etkileyen üç ana unsur:

Liman ve ticaret
Sanayi yatırımları
Kırsal göç

Bugün gelinen noktada Samsun’da:

Kıyıya paralel lineer büyüme
Batıya doğru genişleme
Atakum’un yeni yaşam merkezi haline gelmesi

gibi bir gelişim modeli görülüyor.

Ancak Çepni’ye göre en büyük sorunlar:

Geleneksel mimarinin kaybolması
Kopya ve kimliksiz yapılaşma
Plansız yüksek katlı konutlar
Parsel bazlı düzensiz yapılaşma

Bu durumun kentin siluetini bozduğunu ve şehir-ticaret ilişkisinin zayıfladığını belirtiyor.

“Sorun deprem değil, yapı stoğu”

Türkiye’nin aktif fay hatları üzerinde bulunduğunu hatırlatan Çepni, Kuzey Anadolu Fayı ve Doğu Anadolu Fayı’nın ülkenin büyük bölümünü etkilediğini vurguluyor.

Deprem gerçeğine net bir bakış sunan Çepni:
“Problem deprem değil, yapı stoğu ve şehir planlamasıdır” diyor.

2023 Kahramanmaraş Depremleri’nin bu gerçeği acı bir şekilde ortaya koyduğunu belirterek, iyi tasarlanmış yapıların ayakta kaldığını, kötü yapıların ise yıkıldığını ifade ediyor.

Çözüm: Üç aşamalı mücadele

Çepni’ye göre depremle mücadele üç temel ölçekte ele alınmalı:

1. Yapı ölçeği

Performans analizi
Deprem dayanıklılık testleri
Gerekirse güçlendirme

2. Kent ölçeği

Zemin etütleri
Yapı yoğunluğu kontrolü
Kaçak yapılaşmanın önlenmesi
Acil toplanma alanları

3. Toplum ölçeği

Afet eğitimleri
Mahalle afet ekipleri
Lojistik hazırlıklar
Samsun için kritik uyarılar

Samsun özelinde risklere dikkat çeken Çepni:

Kıyı dolguları
Alüvyon zemin
Eski yapı stoğu

gibi unsurların ciddi tehdit oluşturduğunu belirtiyor.

Mahalle bazlı risk haritalarının çıkarılması gerektiğini söyleyen Çepni, her sokağın ve her yapının detaylı şekilde analiz edilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

“Mimari ile statik tasarım kavga etmemeli”

Röportajın en çarpıcı tespitlerinden biri ise mimarlık ve mühendislik ilişkisine dair oldu. Çepni’ye göre Türkiye’deki en büyük sorunlardan biri:

“Mimari tasarım ile statik tasarımın kavga etmesi.”

Oysa doğru bir yapı için bu iki disiplinin birlikte çalışması gerektiğini vurguluyor.

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!