Telefon
WhatsApp
İlay Ülker Tropikal Meyve Deneyimini Habertrk.com’a Anlattı

İlay Ülker tropikal meyve ürünüyle tanışma hikâyeniz nasıl başladı, bu ürünü kullanmaya sizi iten temel sebep neydi?

Tropikal meyvelerle tanışmam, yüksek glisemik indeksli meyvelerle kıyaslandığında mango, dragon fruit ve ananasın daha kontrollü bir glisemik yanıt oluşturduğunu keşfetmem, klasik meyvelere kıyasla vücudun kolajen sentezinde görev alan antioksidan desteği belirgin şekilde artırıyor, bu da kilo verirken cilt ve bağ dokusunun korunmasını mümkün kılıyor.Kilo kaybı yaşayan birçok insanda sarkma ve elastikiyet kaybı görülürken, bende bu olumsuzlukların oluşmamasının temel nedeni; avokado, mango ve dragon fruit gibi meyvelerin düşük–orta glisemik yapılarıyla yağ yakımını dengelerken, aynı zamanda C vitamini, E vitamini ve polifenoller aracılığıyla kolajen ve elastin liflerini destekleyerek cildin sıkılığını ve yapısal bütünlüğünü koruması oldu.

Ürünü kullanmaya başladıktan ne kadar süre sonra vücudunuzda ilk değişimleri fark ettiniz?

Ürünü kullanmaya başladıktan sonra ilk fark edilebilir değişimleri ilk birkaç hafta içinde gözlemledim; çünkü her zaman vurguladığım gibi tek başına meyve tüketimi zayıflatmaz, esas dönüşüm yaşam tarzının bilimsel prensiplerle yeniden yapılandırılmasıyla başlar ve sağlıklı beslenme bir hedef değil, metabolizmanın yeniden eğitildiği bir süreçtir. Tartı uzun süre aynı rakamlarda ısrarcı oldu, hatta zaman zaman yükseldi ancak avokado, mango ve dragon fruit gibi meyvelerin kolajen sentezini destekleyen mikro besin profili ile yağ oksidasyonunu optimize eden etkileri sayesinde, kilo değişmese bile vücut kompozisyonumun her sabah daha sıkı, daha ince ve daha dengeli bir yapıya evrildiğini net şekilde hissettim.

Kilo verme sürecinizde beslenme ve günlük yaşam alışkanlıklarınızda nasıl değişiklikler yaptınız?

Kilo verme sürecimde beslenme ve günlük yaşam alışkanlıklarımı vücudun biyolojik ritmine saygı duyan bilimsel bir denge üzerine yeniden inşa ettim; asitli içecekler, trans yağlar ve rafine şeker gibi insülin dengesini bozan tüm unsurlarla bilinçli olarak vedalaştım. Kardiyo, benim için yalnızca kalori yakmak değil, hücresel yaşlanmayı yavaşlatan bir uyarıcı hâline geldi; koşu bandından her inişimde yükselen nabzımın dolaşımı hızlandırdığını, mitokondrileri aktive ederek yağ oksidasyonunu artırdığını hissediyor, kalp atışlarım hızlandıkça biyolojik yaşımın geriye doğru akıyormuş gibi olduğunu deneyimliyordum. Hafiflik hissi veren beslenme düzenimi düzenli egzersizle destekledikçe, bedenimin adaptasyon kapasitesinin arttığını ve her geçen gün potansiyelimin daha güçlü, daha dinç bir forma evrildiğini bilimsel olarak gözlemledim.

Daha önce farklı diyetler veya zayıflama yöntemleri denemiş miydiniz, bu ürünü onlardan ayıran özellik sizce ne oldu?

Evet, özellikle ergenlik dönemim neredeyse tamamen diyetlerle ve hızlı zayıflama vaatleriyle geçti; zayıflama çayları, metabolizmayı zorla hızlandırdığı iddia edilen kahveler… bugün geriye dönüp baktığımda, o dönemki İlay’a dur demek isterdim çünkü yaşam stilini fit bir yaşam felsefesine dönüştürmediğiniz sürece tartıdaki değişim bedensel bir dönüşüme karşılık gelmiyor. Tropikal meyvelerdeki temel nokta, bedeni strese sokan geçici uyarılar yerine glisemik dengeyi koruyan, mikro besinlerle hücreleri besleyen ve yağ yakımını kortizol yükseltmeden destekleyen bilimsel bir altyapı sunması; yani kısa vadeli sonuçlar değil, vücudun kendi dengesini yeniden kurmasına alan açan sürdürülebilir bir dönüşüm sağlaması oldu.

Ürünü kullanırken herhangi bir zorluk ya da yan etkiyle karşılaştınız mı?

Aksine, herhangi bir zorluk ya da yan etki yaşamadım; tam tersine tropikal meyvelerle yolum kesiştiği için kendimi oldukça şanslı hissediyorum çünkü bu ürünler vücudu zorlayan sentetik uyarıcılar yerine lif, antioksidan ve doğal enzimler aracılığıyla sindirim, glisemik denge ve hücresel yenilenmeyi fizyolojik ritmine uygun şekilde destekliyor. Zaten danışmanlık verme motivasyonum da buradan doğdu: insanlara bedenleriyle savaşmak yerine onu anlayarak dönüştürebilecekleri, bilimsel temeli olan ama aynı zamanda ilham veren yeni ve sürdürülebilir bir deneyim sunmak.

Kaç kilo verdiniz ve bu süreçte en çok hangi bölgenizde incelme fark ettiniz?

Bu süreçte 50 kilo verdim ve en belirgin incelmeyi bel bölgemde fark ettim; visseral yağ dokusunun azalmasıyla üst vücudumda hafifleme ve denge oluştu, bu da postürümün doğal olarak daha dik ve güçlü bir hâle gelmesini sağladı. Yağ kaybı kolajen senteziyle birlikte ilerlediğinde, deri kemik yapıya daha uyumlu oturuyor ve insan bedenini yeniden şekillendirirken kendini adeta bilimle çalışan bir heykeltıraş gibi hissediyor.

Motivasyonunuzu korumakta zorlandığınız anlar oldu mu, o dönemleri nasıl aştınız?

Açıkçası motivasyonumu korumakta zorlandığım dönemler olmadı, çünkü hiçbir zaman yalnızca sonuca odaklanmadım; sürecin kendisi zaten dopamin yerine içsel tatmin ve alışkanlık döngüsü yaratan bir deneyime dönüşmüştü. Her sabah aynaya baktığımda bedenimdeki küçük ama tutarlı değişimleri fark ederek kendimle yeniden tanıştım; bu da motivasyonumu dış hedeflere değil, beynin öğrenme ve ödül sistemini sürdürülebilir biçimde aktive eden bir farkındalığa bağladığı için istikrarlı ve yüksek kalmasını sağladı.

Çevrenizden aldığınız tepkiler nasıldı, değişimi en çok kimler fark etti?

Çevremden aldığım tepkiler benim için her zaman güçlü bir motivasyon kaynağı oldu; değişimi ilk fark edenler doğal olarak ailem ve en yakın çevremdi çünkü süreci en yakından onlar gözlemledi. Ancak 50 kiloluk bir farktan sonra beni uzun süre sonra gören arkadaşlarımın inanmakta zorlanması, dönüşümün yalnızca fiziksel değil algısal olarak da ne kadar güçlü olduğunu gösterdi. İnsanlara ilham verdiğimi, mümkün olanı yeniden tanımladığımı görmek ise sürecin en heyecan verici ve anlamlı tarafıydı.

Bu deneyim size sağlıklı yaşam konusunda hangi yeni alışkanlıkları kazandırdı?

Bu deneyim bana sağlıklı yaşamın geçici bir disiplin değil, nörolojik ve davranışsal olarak yerleşen bir yaşam alışkanlığı olduğunu öğretti; spor artık günlük rutinimin vazgeçilmez bir parçası hâline geldi. Bununla birlikte, beni gören, izleyen ve süreci takip eden insanlara iyi gelme sorumluluğunu derinden hissetmeye başladım; yaptığım egzersizleri ve hazırladığım öğünleri paylaşırken yalnızca bir program değil, bedenin ve zihnin birlikte güçlenebileceğine dair bilimsel olarak mümkün bir yolu aktardığımı biliyordum. Hikâyem benimle başlayıp benimle bitmedi, zamanla kocaman bir aileye dönüştü ve bu yolculuk bana yalnızca sağlıklı yaşamı değil, insan olmayı, temas edebilmeyi ve gerçekten hissedebilmeyi öğretti.

Sizinle aynı yola çıkmak isteyen kişilere, kendi tecrübenizden yola çıkarak en önemli tavsiyeniz ne olur

Bu yola çıkmak isteyen herkese en içten tavsiyem şu olur: bedeninizle savaşmayı bırakın ve onu anlamayı seçin. Hızlı sonuçlara, rakamlara, kısa vadeli motivasyonlara tutunmak yerine; metabolizmanın, hormonların ve zihnin birlikte çalıştığı bu süreci bir öğrenme alanı olarak görün. Tartı bazen susar, bazen bağırır ama beden her zaman doğruyu söyler; önemli olan onu dinlemeyi öğrenmek. Kendinize zaman tanıyın, şefkatli olun ve unutmayın: sağlıklı yaşam bir “ulaşma” hali değil, her gün yeniden seçilen bilinçli bir duruştur. Siz değiştikçe bedeniniz de değişir, ama asıl dönüşüm aynaya baktığınızda gördüğünüz kişiye artık daha güvenle, daha sevgiyle bakabildiğiniz anda başlar.

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!