BAYRAĞA SALDIRI, DEVLETE MEYDAN OKUMADIR
Nusaybin–Kamışlı sınır hattında terör örgütü YPG yandaşları tarafından Türk bayrağına yönelik gerçekleştirilen hain saldırı, sıradan bir provokasyon değildir. Bu hadise, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin egemenliğine, milletimizin onuruna ve tarihine yöneltilmiş açık bir meydan okumadır.
Türk bayrağı; bu topraklarda bedel ödenerek yükselmiş bir değerdir. Onu bir bez parçası zannedenler ya bu milletin tarihini bilmiyor ya da bilerek ve isteyerek düşmanlık yapıyor. Bayrağa uzanan el, sadece bir direğe değil; şehitlerin kanına, gazilerin hatırasına ve devletin varlığına uzanmıştır.
Bu nedenle mesele yalnızca sınır hattında yaşanan bir olay olarak değerlendirilemez. Bu, doğrudan milli güvenlik, milli onur ve milli irade meselesidir.
Sorulması gereken sorular nettir:
Bu cüreti kim veriyor?
Bu alçaklığa kalkışanlar, kimlerden güç alıyor?
Ve en önemlisi, bu saldırıları cesaretlendiren sessizlikler nereden besleniyor?
Türkiye, terörle mücadelesini yarım asırdır kararlılıkla sürdüren bir devlettir. PKK’sı, YPG’si, PYD’si; isimleri değişse de zihniyetleri aynıdır. Hedefleri nettir: Türkiye’yi sınırlarından sıkıştırmak, psikolojik üstünlük kurmak ve milli sembolleri hedef alarak toplumsal sinir uçlarına dokunmak.
Bu oyunu görmemek ya saflıktır ya da art niyettir.
Bayrağa yapılan saldırıların amacı, sadece bir görüntü üretmek değildir. Amaç; “yapabiliyoruz” mesajı vermektir. Amaç; Türkiye’yi sınamak, reflekslerini ölçmek, kararlılığını test etmektir. Bu yüzden verilecek cevap da yalnızca güvenlik güçlerinin müdahalesiyle sınırlı olmamalıdır. Devlet aklı, caydırıcılık ve netlik devreye girmelidir.
Buradan açıkça ifade etmek gerekir:
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, sınırlarında yaşanan hiçbir provokasyonu görmezden gelemez. Görmezden gelirse, bunun bedelini yarın çok daha ağır öder.
Bayrağa saldırı karşısında sessiz kalanlar, “aman ortam gerilmesin” diyenler, “olayı büyütmeyelim” anlayışıyla hareket edenler şunu bilmelidir: Tarihte hiçbir devlet, sembolleri hedef alınırken susarak ayakta kalmamıştır.
Bu millet, bayrağına yapılan saldırılara karşı her zaman tek yürek olmuştur. Siyasi görüşler, ideolojik ayrımlar, günlük tartışmalar bir kenara bırakılır; söz konusu bayrak olunca herkes safını belli eder. Çünkü bayrak, bu milletin ortak paydasıdır.
Bugün sınırın öte yanında bayrağımıza saldıranlar, yarın bu cüreti içeride de denemek isteyecektir. Terörün doğası budur. Zayıf gördüğü her alanı yoklar, boşluk bulduğu her noktaya sızar. O yüzden mücadele sadece silahla değil; kararlılıkla, duruşla ve milli bilinçle verilir.
Devletin gücü, sabrıyla karıştırılmamalıdır. Türkiye’nin itidali, acziyet değildir. Ancak bu itidalin yanlış anlaşılmasına da izin verilmemelidir. Caydırıcılık, terörle mücadelenin en temel unsurlarından biridir. Caydırıcılığın zayıfladığı yerde, provokasyonlar artar.
Bugün Nusaybin–Kamışlı hattında yaşanan bu saldırı, bir kez daha göstermiştir ki; terör örgütleri ve uzantıları fırsat kollamaktadır. Onlara verilecek en net cevap ise bellidir: Bayrağa uzanan el kırılır.
Bu millet, bayrağını yere düşürmez.
Bu devlet, egemenliğine uzanan hiçbir girişimi karşılıksız bırakmaz.
Ve herkes bilmelidir ki; Türk bayrağı sahipsiz değildir.
Aykut Soydemir
Habertrk.com
Genel Yayın Yönetmeni





Benzer Haberler
BAYRAĞA SALDIRI, DEVLETE MEYDAN OKUMADIR
SORUŞTURMA KİME, CEZA KİME? SAMSUN’DA ADALET DUYGUSU ZEDELENİYOR
PEKİ OSMAN YILMAZ NEDEN AK PARTİ’DEN MİLLETVEKİL ADAYI YAPILMADI?
MAAŞ VAR, PARA VAR, ADALET YOK!
Samsun’a Yakışmayan Burukluk: 19 Mayıs Ruhunu Kim Söndürdü?
Samsun’un Geleceği İçin Ortak Sorumluluk: Uyuşturucu ve Kumarla Mücadele
HADDİNİ BİL YUNAN BASINI!
Samsun’un İşsizliğine Kim Dur Diyecek?